PHP ifadeleri & Operatörleri Anlatımı

PHP ifadeleri ve operatörleri

PHP’de yapacağımız ve yaptıracağımız her şey için PHP ifadelerini kullanırız. Adı üstünde çalışmamızı ifade edecek şeylere PHP ifadeleri deriz. Genel olarak < ?php ve ?> arasına yazacağımız her şey bir PHP ifadesidir.

Bunlardan bir çoğunu ayrı başlıklar altında anlattım ve şimdi ise yeni bir başlık altında operatörlere ve mantıksal ifadelere değineceğim.

Şimdi ifadelerimizde ve değişkenler üzerinde bir takım işlemler yapmamızı ve koşullar belirtmemizi sağlayacak olan operatörlerden başlayalım, bol etiketli bir yazı olacak.

PHP operatörleri
Bu başlık altında sırayla aritmetik operatörler, atama operatörlerini, karşılaştırma operatörleri, mantıksal operatörler ve diğer operatörleri anlatacağım.

Aritmetik operatörler
Aritmetik operatörler gayet basit. İlkokulda öğrendiğimiz şeyler, bunlara matematiksel operatörlerde diyebilirsin. Bu operatörler ile istediğin değerlerin toplamasını, çıkarmasını, bölmesini ve çarpmasını yapabilirsin.

İşte PHP’de aritmetik operatörler, isimleri ve örnekleri:

Operatör İsim Örnek
+ Toplama $a + $b
- Çıkartma $a – $b
* Çarpma $a * $b
/ Bölme $a / $b
% Modül $a % $b

Bunların bir de uygulamasını gösterelim:

$a = 10;
$b = 20;
$c = 5;
$sonuc = $a + $b - $c;
echo $sonuc;
Ekranda 25 yazar.

$a değişkeninin değeri 10, $b değişkeninin değeri 20, $c değişkeninin değeri ise 5. $sonuc değişkenine de $a değişkeni artı $b değişkeni ve eksi $c değişkeni dedik, bu da $sonuc değişkenine 10 + 20 – 5 işlemini yaptırarak 25 değerini verdi.

Bir tane de işe yarar bir deneme ile gösterelim:

$yil = 2010;
$dogum_yili = 1992;
$yas = $yil - $dogum_yili;
echo $yas;

Ekranda 18 yazar. 2010 yılından doğum yılımızı çıkarttık ve yaşımızı bulduk.

Karakter katarı operatörleri
İki ya da daha fazla karakteri ard arda eklemek için kullanacağın bu operatörü aslında bir kaç ders öncesinde örnek olarak kullandım. Orada anlamamış olabilirsin. Ama şimdi bu eksikliği gidereceğiz.

Yazıları ve diğer değerleri yan yana birleştirmek ve başka değerlere eklemek için “.” (nokta) operatörünü kullanacağız. Hemen bir örnek ile göstereyim yine:

$isim = 'Musa';
$mesaj = 'Selam ';
$sonuc = $mesaj . $isim;

echo $sonuc;
Ekranda Selam Musa yazar. Burada $sonuc değişkenine $mesaj değişkeni ile $isim değişkenini yan yana ekledik.

Bir örnek daha göstereyim:

$isim = 'Musa';
$sonuc = 'Selam ' . $isim;

echo $sonuc;
Bu sefer de aynı şey yazar. Farklı yaptığımız şey; $mesaj değişkeni kullanmak yerine sonuç değişkenine direkt mesajımızı verdik ve yanına nokta operatörü ile $isim değişkenini birleştirdik.

Tek tırnak ile çift tırnak arasındaki fark
Bu konuda son olarak dikkat etmemiz gereken ufak bir farklı yoldan bahsedeceğim. Bu da PHP de “ (çift tırnak) ile ‘ (tek tırnak) arasında bazı kullanım farklılıkları olması. Tek tırnak ile vereceğimiz değerlerin içerisine değişken yazamayız, hemen örnek ile gösterelim:

$isim = 'Musa';
$mesaj = 'Selam $isim';

echo $mesaj;
Ekranda Selam $isim yazar. Çünkü biz değişkeni de tek tırnak içinde yazdık. Bu nedenle o $isim‘e bir değişken değil yazı gözüyle baktı. Eğer $isim değişkenini yazdırmak istiyorsan işte o zaman bir yukarıda verdiğimiz örnekteki gibi yapmalısın.

Bu bahsettiğim olay yanlızca tek tırnak için geçerli. Çift tırnakda ise bu durum daha farklı. Çift tırnak içerisine yazacağımız değişkenlerin değerleri yazar. Yani nokta operatörünü kullanmadan da değişkenleri çift tırnak içinde birleştirebiliyoruz. Hemen yine bir örnek geliyor:

$isim = 'Musa';
$mesaj = "Selam $isim";

echo $mesaj;
Çok dikkat edin bir önceki örnek ile aynı fakat sadece mesaj değişkeninde tek tırnak değil çift tırnak kullandık. Ve bu durumda ekranda Selam Musa yazacak. Çünkü çift tırnak içine yazılan değişkenlerin değerlerini verir. Fakat tek tırnakda böyle bir durum söz konusu değil.

Buradaki amaç bazen dolar işaretini kendi başına kullanmamız gereken bazı yerlerde PHP’nin o dolar işaretini değişken sanmamasını sağlamaktır. Mesela ekrana “Ücret: 100$” yazdırmak istediğimizde eğer çift tırnak kullanırsak PHP hata verir. Çünkü çift tırnak içerisinde dolar işareti özel karakter ve değişken ifadesi olarak algılanır. Bu durumlarda tek tırnak ya da kaçış operatörü kullanılır.

Kaçış operatörü
Kaçış operatörü ters bölüm işaretidir “\“.

Kaçış operatörünün kullanımınıda hemen bir örnek ile gösterelim:

$mesaj = "Ücret: 100\$";
echo $mesaj;

Ekranda Ücret: 100$ yazar. Çift tırnak ile $ dolar işaretini kullandık ama başına ters bölüm işareti koyduk. Bu nedenle o dolar işaretini değişken olarak algılamadı.

Çift tırnakta değişken kullandığımız için $ dolar işaretinden kaçmakta kullandığımız bu operatörü aynı zamanda çift tırnak içine çift tırnak içeren bir şey yazarkende kullanabiliriz. Hemen buna da bir örnek:

$mesaj = "Musa: \"bu kaçış operatörünü anlamak için iyi bir örnek\" dedi.";
echo $mesaj;

Ekranda Musa: “bu kaçış operatörünü anlamak için iyi bir örnek” dedi. yazar. Çift tırnak içinde çift tırnak işaretini kullansaydık PHP hata verirdi. Ama kaçış operatörü sayesinde böyle bir hata almadık ve kendimizi ifade ettik.

Biraz karışık bir konu gibi gelebilir ama aslında basit. Son olarak hepsini bir örnek ile göstereyim:

$isim = "Musa";
$mesaj = "Merhaba ";

$sonuc = $mesaj . $isim; // Değeri: Merhaba Musa
$sonuc = "$mesaj $isim"; // Değeri: Merhaba Musa
$sonuc = 'Selam ' . $isim; // Değeri: Selam Musa
$sonuc = 'Değerimiz: 100,000,000$'; //Değeri: Değerimiz: 100,000,000$
$sonuc = "Bu hatalı bir fiyat: 100$"; //PHP hata verir!
$sonuc = "Bu hatasız bir fiyat: 100\$"; //Değeri: Bu hatasız bir fiyat: 100$
$sonuc = "Tırnak denemesi: \"PHP\""; //Değeri: Tırnak denemesi: "PHP"
$sonuc = "Hatalı bir örnek, "kaçış karakteri" kullanmadan tırnak açtık";
//PHP hata verir.
Atama operatörleri
Atama operatörleri ile değişkenlere değer atarız. Temel atama operatörü eşittirdir (=). Bunu geçen örneklerde ve anlatımlarda anladığını varsayıyorum. Tek bir eşittir işareti, istenilen değişkene istenilen değeri atamamızı sağlar.

Diğer operatörlerini de bir tablo üzerinde gösterelim. Bu operatörler birleşik atama operatörleri. Bunlar bir değişkenin sonuna bir değer eklemekte ya da değişkendeki sonuca bir sayı eklememizi kolaylaştırır. Basit bir örnek ile kavrayabileceğimiz bu birleşik atama operatörlerini önce tabloda gösterelim:

Operatör Kullanışı Karşılığı
+= $a += $b $a = $a + $b
-= $a -= $b $a = $a – $b
*= $a *= $b $a = $a * $b
/= $a /= $b $a = $a / $b
%= $a %= $b $a = $a % $b
.= $a .= $b $a = $a . $b

Örnek bir atama operatörü kullanımı:

$a = 10;
$b = 20;
$a += $b;

echo $a;
Ekranda 30 yazar. Birleşik atama operatörü kullanarak toplama işlemi yaptık ve varolan değişkenin değerine atadığım değişkenin değerini ekledik.

Bu birleşik atama operatörü bizim değişkenin sonuna ekleyeceğimiz ya da çıkartacağımız değerler için aynı değişkeni tekrar yazdırmayarak bize kolaylık sağlar.

Bir değer arttırma ya da eksiltme
Bir değişkendeki sayısal değeri bir arttırmak için çift artı (++) operatörünü, bir değer eksiltmek için de çift eksi (- -) operatörünü kullanırız.

Örnek kullanımı:

$a = 10;
$a++;
echo $a;

Ekranda 11 yazar. $a değişkeninin değerini 1 arttırdık ve ekrana yazdırdık.

İfadeleri ve operatörleri bir başlık altında toplayınca konu yoğunluğundan dolayı ikiye ayırmak durumunda kaldım. Bu yazıda bir önceki yazıda anlatmadığımız diğer ifadeleri ve diğer operatörleri anlatacağım.

Kaldığımız yerden karşılaştırma operatörlerini anlatmaya başlayarak devam ediyorum.

Karşılaştırma operatörleri
Karşılaştırma operatörleri ile adı üstünde birden fazla değerleri kendi aralarında karşılaştırmasını yapacağız. Mesela $a değişkeninde bulunan bir değer $b değişkeni ile aynı mı? Ya da daha mı büyük? Gibi karşılaştırmaları bu operatörler ile yapacağız.
Karşılaştırma operatörlerini bir tablo üzerinde gösterelim:

Operatör İsim Kullanılışı
== Eşittir $a == $b
=== Denktir $a === $b
!= Eşit değildir $a != $b
!== Denk değildir $a !== $b
<> Eşit değildir $a <> $b
< Küçüktür $a < $b > Büyüktür $a $b
< = Küçük ve eşittir $a <= $b >= Büyük ve eşittir $a >= $b

Karşılaştırma operatörü olan çift eşittir işaretinde dikkat etmemiz gereken ufak bir ayrıntı var. Çift eşittir işareti iki değeri karşılaştırmakta kullanılır, tek eşittir işareti ise değer atamakta kullanılır. Bu yüzden karşılaştırma operatörü olan çift eşittir kullanmak istediğiniz zaman tek eşittir yapmadığınızdan emin olun.

Karşılaştırma operatörleri nasıl kullanılır?
Karşılaştırma operatörlerini daha çok soru sormak gibi değerlendirebiliriz. Bu operatörleri koşul gerektirecek olan öğreneceğimiz bir sonraki ifadelerde kullanacağız. Kullanacağımız bu operatörlerin anlamlarına örnek olarak şunu diyebilirim:

$a = 10;
$b = 20;

Yukarıda a ve b değişkenlerine değer atadım. Şimdi karşılaştırma operatörü ile “$a == $b” dediğimde aslında “$a değişkeni $b değişkenine eşit mi?” diye bir soru sormuş oldum. Bu karşılaştırmanın sonucu yanlış yani FALSE dönecektir.

Farklı bir operatör ile daha deneyelim: “$b > $a” burada da “$b değişkeni $a değişkeninden büyük mü?” diye sormuş oldum. Bu karşılaştırmanın cevabı da doğru yani TRUE dönecektir.

Mantıksal operatörler
Mantıksal operatörler ile birden fazla karşılaştırmayı değerlendirip, birleştirebiliriz. Mesela bir değişkenin hem 0 dan büyük mü hem de 100 den küçük mü diye bir karşılaştırmasını mantıksal operatörler sayesinde yaparız.

Mantıksal operatörleri bir tabloda gösterelim:

Operatör İsim Kullanılışı Açıklaması
! Olumsuzsa !$a $a’nın değeri olumsuz yani FALSE ise TRUE yani doğru döner. Aksini yapar olumsuz mu diye sorar.
&& Ve $a && $b $a ve $b’nin değeri olumlu ise olumlu yani TRUE döner, ikisinden birisi olumsuz ise olumsuz yani FALSE döner.
|| Ya da $a || $b $a’nın değeri ya da $b’nin değeri olumlu ise olumlu döner. Birisinin ya da ikisininde olumlu olması yeterlidir.
Bunlara bir örnekte başta dediğimiz; bir değişkenin değeri “0 dan büyük ve 100 den küçükse” karşılaştırmasını yapalım. Bunun için uygulayacağımız koşul şöyledir: “$a > 0 && $a < 100” Bunun anlamı $a değişkeni 0 dan büyükse ve 100 den küçüksedir. Eğer $a’daki sayı 0 ile 100 arasında ise bu koşulun sonucu olumlu döner. Hata bastırma operatörü Hata bastırma operatörü (@) et işaretidir. Her deyimin önünde kullanılabilir. Hata oluşturacak yerlerin başına bunu koyduğunuzda ekrana bir hata çıktısı verdirmemeye yarar. Hatayı görmezden gelmeye ve sonucu olumsuz yapmamaya yarar. Diyelim bir bölme işlemi yaptırıyoruz, bu bölme işlemine belki 0 rakamını da yazabiliriz. 0 yazdığımızda PHP bir rakamı 0 a bölemeyeceği için hata verecektir. Bu durumda bu operatör kullanarak hatayı bastırabiliriz. Örnek: $a = 10;
$b = 0;
$sonuc = @($a/$b);
echo $sonuc;
Ekranda hata yazmaz onun yerine olumsuz sonuç döner.

PHP koşullu ifadeleri
Ve nihayet öğrendiğimiz bu operatörleri kullanarak karar verdirme zamanı geldi! Yapılan çalışmalarda ve sayfalarda mantıklı ve işe yarar sonuçlar verdirtebilmek için kodlarımızın karar vermesi gerekiyor.

PHP’de karar verdirtebilmek için ise if gibi bazı ifadeleri kullanacağız. Ve bu ifadeler ile kodlarımıza bir mantıklı bir amaç ve sonuç oluşturacağız.

İf ifadeleri
PHP’de if ile kodlarımıza kararlar verdirtebiliriz. Türkçe anlamı eğer olan if ifadesi için bir koşula ihtiyacımız ve koşul sonucunda yapmasını istediğimiz koda ihtiyacımız var.

If’in temel şekli şöyledir:

if( koşul ) {
// koşul olumlu ise çalışacak kodlar
}

Hemen bir örnek ile açıklayıp gösterelim:

$a = 20;
if($a > 10) {
echo 'a değişkeni 10 dan büyüktür';
}

İlk olarak $a değişkenine 20 değerini verdik sonrasında if ile “eğer $a değişkeni 10 dan büyükse aşağıdaki kodları çalıştır” dedik. Yani bu durumda ekranda “a değişkeni 10 dan büyüktür” yazacaktır. Eğer $a değişkenine 5 değerini verseydik ekranda hiçbir şey yazmazdı.

If birden fazla koşul uygulama
Mantıksal operatörler ile if’in içerisine birden fazla karşılaştırma gerçekleştirebiliriz. Mantıksal operatörlerde verdiğimiz bu örneği de hemen if’i kullanarak gösterelim.

$a = 10;

if($a > 0 && $a < 100) { echo 'a değişkeni 0-100 arasında'; }
Burada eğer $a değişkeni 0 dan büyük ve $a değişkeni 100 den küçük ise aşağıdaki kodları çalıştır dedik. Ve $a değişkeni değerine 10 verdiğimiz için ekranda a değişkeni 0-100 arasında yazacaktır.

Eğer koşullar gerçekleşmiyorsa { … } parantez içerisine aldığımız kodlar çalışmayacaktır.

Else ifadeleri
Else’nin Türkçe anlamı değilsedir. Yani if koşullar olumlu olduğunda { … } parantez içerisindeki kodları çalıştırırken else’yi kullanarak eğer koşullar gerçekleşmediyse de bir başka kod bloğunu çalıştırabiliriz.

Yukarıdaki örneğimizin üzerinde uygulayarak gösterelim:

$a = 200;

if($a > 0 && $a < 100) { echo 'a değişkeni 0-100 arasında'; } else { echo 'a değişkeni 0-100 arasında DEĞİL'; }
Burada eğer koşullar doğru değilse a değişkeni 0-100 arasında DEĞİL yaz dedik. Ve bu seferde $a değişkenine 200 değerini verdiğimiz için ekranda “a değişkeni 0-100 arasında DEĞİL” yazacaktır.

Hem if hem de else olayına bir örnek daha gösterelim. Ehliyet almak için 18 yaşını doldurmuş olmak gerekiyor. Şimdi if ve else kullanarak bu durumu ifade edelim:

$yil = 2010;
$dogum_yili = 1992;
$yas = $yil - $dogum_yili;

if($yas >= 18) {
echo 'Ehliyet alabilirsin';
} else {
$kalan_yil = 18 - $yas;
echo 'Ehliyet almak için ' . $kalan_yil . ' yıla daha ihtiyacın var.';
}

Yukarıda hem yaş hesaplama hem de if ile bir ehliyet alabilirlik testi yaptık. Eğer yaşımız 18 den büyük ya da eşit ise ekranda Ehliyet alabilirsin yazacaktır. Eğer 18 den küçük ya da eşit değilse yaştan 18′i çıkartıp 18 olmasına kalan yılı bularak ekrana ehliyet almak için kaç yıla ihtiyacımız olacağını yazacaktır.

Elseif ifadeleri
Else değilse demekti if ise eğer demekti, yani bu da demek oluyor “değilse eğer”. Bu ifade ile bir koşul uymuyorsa hemen ardından başka bir koşul deneyebiliyoruz. Mesela elseif ile bir puan değerlendirmesi yapalım. Notumuz eğer 5 ise pekiyi 4 ise iyi 3 ise orta 2 ise geçer 1 ise zayıf yazdıralım.

$puan = 5;

if($puan == 5) {
echo 'Pekiyi';
} elseif($puan == 4) {
echo 'İyi';
} elseif($puan == 3) {
echo 'Orta';
} elseif($puan == 2) {
echo 'Geçer';
} elseif($puan == 1) {
echo 'Zayıf';
}

Ekranda pekiyi yazar.

Switch ifadesi
Sadece bir veya birden fazla eşitliği kontrol etmek istediğiniz durumlarda kullanılabilecek bir ifadedir. Switch ile yapılacak işlemin aynısı else if ile de yapabilirsiniz, fakat eğer sadece bir veya daha fazla eşitliğin karşılaştırılması üzerine bir ifade kullanılmak isteniyorsa bu işlem için switch daha uygundur.

// if ile yapmak istediğimizde:
if($meyve == 'karpuz') {
echo 'karpuz seçildi';
} else if($meyve == 'çilek') {
echo 'çilek seçildi';
} else if($meyve == 'armut') {
echo 'armut seçildi';
}

// aynısı switch ile yapalım:
switch($meyve) { // karşılaştırılacak değişkeni ifade ediyoruz
case 'karpuz': // eğer karpuz'a eşitse
echo 'karpuz seçildi';
break; // eğer bu seçenek eşleştiyse karşılaştırmaya devam etme
case 'çilek':
echo 'çilek seçildi';
break;
case 'armut':
echo 'armut seçildi';
break;
}

Bu tip durumlarda switch kullanmak if kullanmaktan daha performanslı ve kısa oluyor.

Alt alta case ifadesini kullanarak birden fazla değer karşılaştırması yapabilirsiniz.

switch($meyve) {
case 'kiraz':
case 'çilek':
case 'karpuz':
echo 'kırmızı renkli meyve';
break;
case 'armut':
echo 'sarı renkli meyve';
break;
}

Eğer switch içerisinde ifade edilen hiç bir değerde eşleşmediğinde yapmak istediğiniz bir şey varsa da bunu “default” ile ifade ediyoruz;

switch($meyve) {
case 'muz':
echo 'muz var!';
break;
case 'karpuz':
echo 'karpuz var!';
break;
default:
echo 'bu meyveden yok!';
break;
}

Bir sonraki PHP serüvenlerinde görüşmek üzere hoşçakalın!

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

OVH sunucu yapılandırma

OVH Sanallaştırma Hakkında Tüm İşletim Sistemi Ayarları :

Sadece Server aldığınızda Mac adresinizi gönderdiğimizde aşağıdaki ayarları yapmanız halinde vds’i niz sorunsuz olarak çalışacaktır.

OVH ESX 5 Sanallaştırma Detaylı Bilgiler :

Dedicated serverlar için alınan ek ip adreslerinin VDS veya Ana sınıcıya tanımlanması için gerekli olan yapılandırma tüm işletim sistemleri için aşağıda belirtilmiştir.

IP adresleri için önecelikle mac tanımlaması yapılamlıdır, Özel mac tanımlaması yapılmayan sunucular ip alamaz. VPS yada VDS de belirlenen mac adresi sonrası mac’e ait ip sanal sunucuya eklenirken 111.222.333.444 olan yedek ip son 3 haneye .254 yazılmalıdır. (OVH İÇİN GEÇERLİDİR)

Centos ve Redhat Sistemleri için Yapılandırma:

ifcfg-eth0 dosyası düzenlenmeli, “nano /etc/sysconfig/network-scripts/ifcfg-eth0” ile açılarak içerisin alttaki içerik eklenmelidir.
DEVICE=eth0
BOOTPROTO=none
ONBOOT=yes
USERCTL=no
IPV6INIT=no
PEERDNS=yes
TYPE=Ethernet
NETMASK=255.255.255.255
IPADDR=TANIMLANMAK İSTENEN IP ADRESİ
GATEWAY=GATEWAY ADRESİ
ARP=yes
HWADDR=MAC ADRESİ
route-eth0 dosyası düzenlenmeli, “nano /etc/sysconfig/network-scripts/route-eth0” ile açılarak içerisin alttaki içerik eklenmelidir.
GATEWAY ADRESİ dev eth0
default via GATEWAY ADRESİ dev eth0

resolv.conf dosyası düzenlenmeli, “nano /etc/resolv.conf” ile açılarak içerisin alttaki içerik eklenmelidir.
nameserver 208.67.222.222
nameserver 208.67.220.220

Debian ve Ubuntu Sistemleri için Yapılandırma:

interfaces dosyası düzenlenmeli, “nano /etc/network/interfaces” ile açılarak içerisin alttaki içerik eklenmelidir.
auto lo eth0
iface lo inet loopback
iface eth0 inet static
address TANIMLANMAK İSTENEN IP ADRESİ
netmask 255.255.255.255
broadcast TANIMLANMAK İSTENEN IP ADRESİ
post-up route add GATEWAY ADRESİ dev eth0
post-up route add default gw GATEWAY ADRESİ
post-down route del GATEWAY ADRESİ dev eth0
post-down route del default gw GATEWAY ADRESİ
resolv.conf dosyası düzenlenmeli, “nano /etc/resolv.conf” ile açılarak içerisin alttaki içerik eklenmelidir.
nameserver 208.67.222.222
nameserver 208.67.220.220

FreeBSD 8 ve üzeri sürümleri için Yapılandırma:

rc.conf dosyası düzenlenmeli, “ee /etc/rc.conf” ile açılarak içerisin alttaki içerik eklenmelidir.
ifconfig_em0=”inet TANIMLANMAK İSTENEN IP ADRESİ netmask 255.255.255.255 broadcast TANIMLANMAK İSTENEN IP ADRESİ”
static_routes=”net1 net2″
route_net1=”-net GATEWAY ADRESİ/32 TANIMLANMAK İSTENEN IP ADRESİ”
route_net2=”default GATEWAY ADRESİ”
resolv.conf dosyası düzenlenmeli, “ee /etc/resolv.conf” ile açılarak içerisin alttaki içerik eklenmelidir.
nameserver 208.67.222.222
nameserver 208.67.220.220

Windows Sistemleri için Yapılandırma:

Netroek ayarlarını yapılandırırken IP, Netmask, Gateway bilgileri normal olarak yazılmalıdır. DNS sunucular için 208.67.222.222 ve 208.67.220.220 yazılabilir.
Sınrasında Başlat(Start) > Çalıştır(Run) > “regedit” > Ara(Find) adımları ile kayıt düzenleyicisi(regedit) içinde aratma yapılarak bulunan tüm 255.255.0.0 kayıtları 255.255.255.255 ile değiştirilmelidir, sonra network veya sunucu resetlenmelidir.

VMware için mac tanımlama :

VMware altında çaılan sanal makinaralar özel mac adresi ile ip verilmesi önerilmektedir. Özel mac adresi sadece o makina için ayrılmış ip adreslerini alabilecek şekilde yetkilendirilmiş olmalıdır. Özel olarak verilen mac adresli makinalarda sonradan müşterilerinizin ekleyeceklere rastgele ip adresleri sizin networkunuzde çakışma yaratmayacaktır.

VMware ESXi için özel mac adresi tanımlamak oldukça basit bir işlemdir:
• vSphere Client arayüzünden işlem yapmak istediğiniz sanal sunucuyu bulun,
• Sanal sunucuyu kapatın, (Sağ Tık > Power > Power Off)
• Sanal Sunucu Ayarlarını Açın, (Sağ Tık > Edit Settings)
• Network kart yönetimine gelin (Hadrware tabında > Network adapter 1)
• Sağ Seçeneklerde özel mac için “Manual” Seçin,
• Aktif olan “MAC Address” bölümüne istediğiniz MAC adresini yazın,
• xx:xx:xx:xx:xx:xx formatında mac yazdıktan sonra OK tıklayın,
• Sanal sunucuyu çalıştırın, (Sağ Tık > Power > Power On)

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Bind DNS kurulumu

BIND Nedir?
BIND bir dns sunucusu yani unix ve linux sistemler üzerinde dns servis hizmetini veren başarılıbir daemondur. Kısacasıen popüler DNS sunucu yazılımı BIND’dir. Bu dökümanda bind’i nasıl kuracağınızıve ayarlayacağınızıanlatacağım.
BIND Kurulumu:
BIND’in kurulumu oldukça kolay ve pratiktir. Çoğu linux ve unix sürümleri ile birlikte gelir.Öncelikle BIND’in en güncel versiyonunu web sitesinden çekelim ve sonra kaynak koddan derleyerek kuralım.
#wget ftp://ftp.isc.org/isc/bind9/9.2.3/bind-9.2.3.tar.gz
#./configure
#make
komutları ile birlikte dns ve named sunucu olarak sisteminize BIND kurulmuşolacaktır.

BIND Komutları:
BIND paketi ile birlikte gelen çalıştırma betiklerini kısaca öğrenelim.
#named start – BIND servislerini başlatır.
#named stop – BIND servislerini durdurur.
#named restart – BIND servislerini durdurup tekrar başlatır.
#named reload – BIND servisi durmaksızın yaptığınız konfigurasyon değişikliklerini uygular.

BIND Ayar Dosyaları:
BIND servisi basit .conf dosyalarıile çalışır ve bu nedenle (conf dosyalarıbiraz karışık olsa da) yapılandırmak ve ayarlamak oldukça kolaydır. Öncelikle ayar dosyalarınıtanıyalım;
/etc/named.conf – BIND Servisi temel konfigurasyon dosyası.
/etc/named.custom – Özel ayarlar için kullanılan dosya.
/var/named/ – Zone (alan) kayıtlarının tutulacağı dizindir.

BIND Ayarları:
BIND servisi komutlarınıve genel ayar dosyalarıile dizinlerini tanıdık. Şimdi BIND servislerini nasıl ayarlayacağımızıve çalıştıracağımızı öğrenelim.
Şimdi küçük bir örnek ile BIND’in nasıl çalıştığınıanlayalım. Diyelim ki elimizde www.tapsin.net diye bir domain var ve bu domainin NS kayıtlarıns1.tapsin.net ile ns2.tapsin.net sunucularına yönlendirilmiş olsun. Sunucumuzun ip adresi 213.142.129.73 ve mail MX kayıtlarıise 213.142.129.73’dir.
BIND sunucumuzu bu örneğe göre ayarlıyoruz;
Adım 1: Bu adımda /etc/named.conf dosyamızda zone ayarlarınıyapacağız.
Adım 2: .zone dosyamızı/var/named dizini altında oluşturup gerekli bilgileri dosyamıza ekleyeceğiz.
Adım 3: /etc/named.conf dosyamızda resolve dns kayıtlarınıyapacağız.
Adım 4: /var/named/ klasörü altında resolve ayar dosyalarımızıoluşturacağız.
Adım 5: Son adım olarak BIND’i

Şimdi uygulamaya geçelim;
Adım 1:
Öncelikle /etc dizini altında bulunan named.conf ayar dosyamızı herhangi bir editor ile açıyoruz. Ben genelde vi veya vim editörlerini kullanıyorum ama siz emacs kullanabilirsiniz, tavsiye ederim.
#vi /etc/named.conf
Burada ilk olarak default kurulum ile gelen genel ayarları göreceksiniz. Biz bu default ayarlarısilip kendi ayarlarımızıkaydedeceğiz.
options { directory “/var/named”; query-source port 53; forwarders {212.156.4.6;}; };
zone “tapsin.net” IN {type master; file “tapsin.net.zone”; };

Ayar dosyamızıbu şekilde kaydedip çıktıktan sonra buradaki yazdığımız satırları kısaca tanıyalım.
Options: Bir DNS kaydı girildiğini ve temel yapılandırma dosyasının başladığını belirtir.
Directory: Burada girdiğimiz domain kaydının zone ayar dosyasını nerede tutacağımızı belirtir.
Query-source port: DNS sunucunun hangi tcp portundan yayın yapacağını belirtir. Mutlaka 53 olmalıdır.
Forwarders: Bu satır ise çözümlenemeyen bir alan isminin başka hangi DNS sunucusundan cache edileceğini belirtir. Biz burada NAP’ın ip adresini kullandık. Eğer sunucu ağınız içerisinde ikinci bir DNS sunucu varsa buraya o named sunucunun ip adresini girebilirsiniz. Bir diğer adı ile named networking yapısını tanımlayan satırdır.
Zone: Bu satır ise hangi domain adresinin hangi ayar dosyasında kaydının yapılacağını belirtir. Buradaki bazı tanımlamalarıda açıklayalım;
IN: Bu tanım domain kaydının internetten ulaşılabileceğini tanımlar.
Type master: /var/named dizini altında oluşturacağımız zone ayar dosyasının tipini belirliyoruz.
File: Bu tanımlama ile domain’in ayar dosyasının hangisi olduğunu gösteriyoruz.
Adım 2:
İlk adımda BIND servisimizin temel ayar dosyasını yapılandırdık. Şimdiyse domain kaydımız için ayar dosyasını yapılandıracağız. Öncelikle /var/named dizini altında tapsin.net.zone diye bir dosya oluşturacağız ve domainimiz için gerekli ayarları yapacağız.
#touch /var/named/tapsin.net.zone
#vi /var/named/tapsin.net.zone
komutları ile gerekli domain ayar dosyamızı/var/named dizini altında oluşturuyoruz. Şimdi ayar dosyamızı yapılandıralım;
$TTL 86000
@ IN SOA ns1.tapsin.net. ns2.tapsin.net. (
2004001 ; Seri Numarası
10800 ; Yenileme Süresi 3 Saat
3600 ; Tekrar Süresi 1 Saat
31536000 ; Kaydın Geçersiz Kılınma Süresi 1 Yıl
86400 ; Devralınma Süresi 24 Saat
);

@ IN NS ns1.tapsin.net.
@ IN MX 10 mail.tapsin.net.
www A 213.142.129.73
mail A 213.142.129.74
ftp A 213.142.129.73

dosyamızı bu şekilde kaydedip çıkalım. Şimdi sırasıile ayar dosyamızdaki betikleri öğrenelim.
TTL 86400: Buradaki TTL’nin açılımıTime To Live’dir. Domain kaydının yaşam süresini belirtir. Domain için yaptığınız güncelleme ve ayarların kaç dakikada devreye gireceğini dakika cinsinden belirtilir.
@ IN SOA: Bu satırda ise “@IN” değeri DNS kaydının internet üzerinden yayın yapacağınıbelirtmektedir. SOA ise ns kayıtlarının veritabanına işleteceğini belirtir.
@ MX: Bu değer kaydedilen domainin mail kayıtlarınıbelirlemek için kullanılır.
@ IN NS: Bu satır ile nameserver kayıtlarımızıbelirtiyoruz.

Adım 3:
Bu adımda ise named.conf dosyamızıtekrar açarak resolve dns kayıtlarınıgireceğiz.
#vi /etc/named.conf
options {
directory “/var/named”;
query-soruce port 53;
forwarders {212.156.4.6;};
};
zone “tapsin.net” IN {type master; file “tapsin.net.zone”; };

Hemen bu satırların altına,
zone “73.129.142.213.in-addr.arpa” IN {type master; file “213.142.129.73”; };
satırınıekliyoruz. Burada eklediğimiz satırda dikkat edilmesi gereken domainimizin IP adresinin tersten zone kaydı girilmişolmasıdır. Yani 213.142.129.73 ip adresinin tersi 73.129.142.213 ‘dir.

Adım 4:
BIND için ayar dosyamızıve domain kaydımız için gerekli zone dosyamızı hazırladıktan sonra son olarak resolve dosyamızı hazırlayacağız.
#touch /var/named/213.142.129.73
#vi /var/named/213.142.129.73
$TTL 86400
@ IN SOA ns1.tapsin.net. root.ns1.tapsin.net. (
300413001 ; Serial
1H ; Refresh
1H ; Retry
1W ; Expire
1D ) ; Minimum
@ IN NS ns1.tapsin.net.
88 IN PTR www.tapsin.net.
89 IN PTR mail.tapsin.net.

Son olarak resolve dns kaydımızıda yaptıktan sonra artık web ve mail sunucumuz kullanıma hazırdır. Tüm bu adımlardan sonra BIND sunucumuzu restart etmemiz gerekecektir. Bunun sonrasında domain ve mail sunucumuza belirttiğimiz ip adreslerinden ulaşıldığıgibi domain isimlerinden de ulaşılabilecektir.

DNS Kayıtları:
A: Adres kaydıdır. İsme karşılık gelen 32 bitlik IP numaras tanımlanır.
Örnek: tapsin.tapsin.net. IN A ***.***.***.**

CNAME: Takma ad kaydıdır. Takma ad tanımlanır.
Örnek: sunucu.tapsin.net. IN CNAME tapsin.tapsin.net.

HINFO: Bilgi kaydıdır, işlemci işletim sistemi tanımlanır.
Örnek: tapsin.tapsin.net. IN HINFO Debian\GNU Linux

MD: Kullanımdan kalkmıştır. Yerine MX kaydıkullanılır.

MF: Kullanımdan kalkmıştır. Yerine MX kaydıkullanılır.

MX: Posta sunucu kaydı. Alan adıiçin ilgili posta sunucusunu tanımlar.
Örnek: tapsin.net. IN MX 10 mail.tapsin.net.

NS: Alan adısunucu kaydı. Alan için alan adısunucularınıtanımlar.
Örnek: tapsin.net. IN NS tapsin.tapsin.net

PTR: İşaret kaydı. Ters tanımlamada ismi tanımlar.
Örnek: 73.129.142.213.in-addr.arpa IN PTR tapsin.tapsin.net..

SOA: Sunucunun genel özelliklerini tanımlayan kayıttır. Seri No, yenileme, tekrar, süre ve TTL değerlerini alır.
Örnek:
tapsin.net. IN SOA dns.tapsin.net. root.tapsin.net. (
2000042401 ; Serino
28800 ; Yenileme
14400 ; Tekrar
3600000 ; Süre
86400 ) ; TTL
TXT: Bilgi kaydı. Kayıt hakkında bilgiyi tanımlar.
Örnek: tapsin.net. IN TXT “tapsin Karatas Kisisel Web Sitesi”
WKS: Servis kaydı. Çalışan servisleri tanımlar.
Örnek: dns.tapsin.net. IN WKS TCP (ftp, ssh, telnet, smtp)

Belge Hakkında:
Bu belge Sercan TAPŞIN (tapsin@tapsin.net) tarafından hazırlanmıştır. Yazar ismi belirtilerek istenildiği gibi kullanılabilir. Hataları lütfen bize mail ile bildiriniz.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Webmin Kurulumu

Daha önce paylaşmış olduğum CentOS üzerinde Apache, PHP ve MySQL kurulum ve güncellemeleri (LAMP) isimli makelemin devamı olarak bu makaleyi görebilirsiniz. Her ne kadar sunucularımda Webmin kullanmayalı çok uzun zaman olmuş olsada, çoğu kişinin sunucularını yönetmek için kullanıcı arayüzlerine ihtiyaç duyduklarını biliyorum. Kurulum adımlarına geçmeden önce sizlere biraz Webminden bahsetmek istiyorum, hemen arkasından kurulum adımlarına geçebiliriz.

Webmin nedir?

Webmin, web tabanlı sunucu yönetim panelidir. İhtiyacınız olan hemen hemen herşeyi Webmin üzerinden gerçekleştirebilirsiniz. Servis/Paket yönetimleri bu işlemlere dahildir ve kolay kullanıcı arayüzü ile çalışmak size hem zaman hemde kolaylık sağlayacaktır.
Webmin’in tercih edilme sebeplerinin en başında ücretsiz olması gelmektedir. Elbette ücretli rakipleri karşısında eksikleri mevcuttur ancak ücretsiz olması benim gözümde bu açığı kapatmaktadır.

CentOS üzerine Webmin kurulum adımları

Aslında kurulum adımları Webmin’in ilgili web sayfasında yer almaktadır ancak Türkçe kaynak olması adına burada da bulunmasının bir sakıncası yoktur diye düşünüyorum.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki Webmin kurulumunu gerçekleştirebilmeniz için gerekli olan paket Perl paketidir. Webmin kurulumunu gerçekleştirebilmek için LAMP kurulumuna ihtiyacınız yoktur.
Ufak bilgilendirmelerimide yaptıktan sonra artık Webmin kurulum adımlarına geçebilirim.
Komut satırından öncelikle aşağıda bulunan komutu çalıştırarak bugün itibari ile en güncel webmin sürümünü edinelim.

wget http://prdownloads.sourceforge.net/webadmin/webmin-1.570-1.noarch.rpm

www.webmin.com dan güncel dosyayı alınız.

daha sonra aşağıda bulunan kodu çalıştırarak Webmin kurulumunu gerçekleştirelim.

rpm -i webmin-1.570-1.noarch.rpm

Güncel dosyanın adını yazınız.

Kurulum işlemi tamamlandıktan sonra Webmin panelinize 10000. porttan ulaşabilirsiniz. Yani domainadınız.uzantısı:10000 gibi, Foxy UP sunucusunda webmin kullanıyor olsaydım Webmin paneline tapsin.net:10000 şeklinde giriş gerçekleştirebilecektim.

Konu hakkında soru ve sorunlarınızı bana yorum bölümünden bildirebilirsiniz, elimden geldiğince hızlı cevap vermeye çalışıyorum.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Plesk Linux Mysql Root Pass

Öncelikle linux üzerinde pleskin mysql admin kullanıcısının şifresini bulmayı görelim

SSH üzerinden sunucunuza bağlandıktan sonra

[root~]# cat /etc/psa/.psa.shadow

8uW1ioezR5g=

Komutu size plesk admin şifrenizi encrypted olarak alabiliyorsunuz. Plesk 10a kadar plesk /etc/psa/.psa.shadow dosyası içerisinde admin şifresini şifrelenmiş olarak saklamaktaydı. Ancak 10 sürümünden sonra

/usr/local/psa/bin/admin –show-password

komutu ile doğrudan şifreyi artık almanıza izin veriyor.

Plesk mysql veri tabanına admin hakları ile bağlanmak için :

mysql -uadmin -p`cat /etc/psa/.psa.shadow`

komutu kullanılabilir.

Windows plesk üzerinde ise :

%plesk_bin%\plesksrvclient.exe

komutu ile admin şifrenizi güncelleyebilir ya da

“%plesk_bin%\plesksrvclient” -get

komutu ile mevcut şifrenizi görebilirsiniz.

Localhostun’uz da mysql bağlantı yapmaya çalışırken “Access denied/can’t connect to MySQL” hatası ile karşılaşırsanız

%plesk_dir%\mysql\data\ adresinde yer alan my.ini dosyasının [PleskSQLServer] bölümüne skip_grant_tables=1 ekleyiniz Plesk SQL Server’ı yeniden başlatın.

Şifreniz bir şekilde güncellemeden dolayı Mysql server admin kullanıcısını etkilemediyse :

%plesk_dir%\mysql\data\ adresinde yer alan my.ini dosyasının [PleskSQLServer] bölümüne skip_grant_tables=1 ekleyiniz Plesk SQL Server’ı yeniden başlatın. Ardından

command prompt üzerinde :

%plesk_dir%\mysql\bin\mysql.exe -P8306 mysql

çalıştırdıktan sonra

mysql> update mysql.user set password=password(‘NEWPASSWORD’) where user=’admin’;

komutu ile admin kullanıcısının yeni şifresini belirleyip ekranı kapatabilirsiniz.

Her iki işlemi yaptıktan sonra skip_grant_tables=1 parametresini [PleskSQLServer] bölümünden %plesk_dir%\mysql\data\my.ini dosyası içerisinde silmeyi unutmayın ve pleski işlemleriniz bittiğinde yeniden başlatın.

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

ERATOSTHENES ELEĞİ (ASAL SAYILARI BULMA ALGORİTMASI)

Asal sayılar Kendisi ve 1 den başka böleni olmayan sayılara denir.2 3 5 7 11 13 17 vb… Bu Asal sayıları bulan metodlardan veya algoritmalardan en hızlısı Eratotenes eleğidir.Bu algoritmada 2 de itibaren sayının kareköküne kadar olan kısımda herbir sayının kendisi kadar olanı ekleyip o sayıları 0 ladığımız zaman geriye kalan sayılar asal sayılardır.İşte gerçeklenmesi…

#include
#include using namespace std;
main()
{
float b;
int *p,a,c,d;
cout<<”Hangi Araliga Kadar Asallari gormek istersiniz:”; cin>>a; b=sqrt(a);d=b;
p=new int [a];
for(int i=0;i<=a;i++) p[i]=i;p[0]=0;p[1]=0; for(int i=2;i<=d;i++) { c=i*i; for(int j=c;j<=a;j+=i) p[j]=0; } for(int d=0;d<=a;d++) { if(p[d]!=0) cout< Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Sultan Mehmed Vahiduddin (Vahdettin)

Sultan Mehmed Vahiduddin (Vahdettin)

Babasi : Sultan Abdülmecid
Annesi: Gülistü Kadin Efendi

Dogumu : 2 Subat 1861

Vefati : 15 Mays 1926

Saltanati : 1918 – 1922 (4) sene

Mehmed Vahidüddin de Istanbul’da dogmustur. Orta boylu, zayü fakat kuvvetli bir vücudu vardi. Kiymetli ulema tarafindan iyi bir tahsil yaptirildi.Tahta çiktiginda Osmanli Devleti en kötü günlerini yasiyordu. Birinci Dünya Savasinda kendi cephelerimizde gâlip gelmemize ragmen yenik çikmistik. En agir sartlari ihtiva eden Mondros ve Sevr anlasmalari yapildi. Devletin tamamen elden çiktigini gören padisahin yüksek seviyede bir gizli toplanti yaparak zamaninin kabiliyetli subaylarina, Anadolu’ya geçip milleti istilâcilara karsi ayaklandirip teslim olmamalarini tavsiye ettigi söylenir. Anadolu’da Milli kiyam harekâti oldu. Milli Meclis tesekkül etti. Yeni meclis Padisahligi kaldirarak, Cumhuriyet idaresini kabul etti. Zaten Istanbul isgal altinda idi.Padisahin elinde ne bir kuvvet ve ne de bir selâhiyet vardi. Padisahligin kaldirilmasi ve Osmanli Hanedanina yapilan tenkitlerin son hadde varmasiyla Istanbul’dan, dolayisiyle Türkiye’den ayrildi. 641 senelik Osmanli Hanedaninin son üyesi, son padisahi ve müslümanlarin yüzüncü halifesinin bu ayrilisinda sene 1922 idi. Avrupa’nin bir çok yerlerine ugradi. Pek çok yerden oturma teklifi aldi. Fakat hiç kimsenin gizli gayesine alet olmadi. Nihayet Italya’nin San Remo sehrinde oturmaya karar verdi. Vefatina kadar orada kaldi. Hayati maddi sikintilar içinde geçti. 15 Mayis 1926 tarihinde vefat etti. Cenazesi Türkiye’den istenmedigi için Türkiye’ye getirilemedi. Borçlari bulundugundan tabutuna haciz kondu. Suriye Devlet Baskani cenazeye sahip çikti ve tabutu Suriye’ye getirtti. Sam’da Sultan Selim Camii avlusuna defnedildi. Vefatinda 65 yasinda idi. Defnedildigi mezarlik 1965 senesinde park haline getirildi. Simdi mezarinin da kat’i olarak nerede oldugu belli degildir. (Allah rahmet eylesin). Son padisahin Seyhülislamlari: Musa Kazim Efendi, Dagistanli Ömer Hulusi Efendi, Hayderi Zâde ibrahim Efendi, Mustafa Sabri Efendi, Dürri Zade Abdullah Efendi, Medeni Mehmed Nuri Efendi.

Sadrazamlari : Talat Pasa, Izzet Pasa, Ahmed Tevfik Pasa,Damad Ferid Pasa, Ali Riza Pasa, Hulusi Salih Pasa ve Tevfik Pasa.

Erkek çocuklari: Mehmed Ertugrul Efendi.

Kiz çocuklari: Rukiye Sultan, Sabiha Sultan,Fatma Ulviye Sultan.

Kaynak: Osmanli tarihi

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Sultan Mehmed Resad

Sultan Mehmed Resad

Babasi : Sultan Abdülmecid
Annesi : Gülcemal Kadin Efendi

Dogumu : 2 Kasim 1844

Vefati : 3 Temmuz 1918

Saltanati : 1909 – 1918 (9) sene

Besinci Mehmed Resad Istanbul’da dogdu.Orta boylu, mavi gözlü ve beyaz tenli idi. Siirle de mesgul oldu. Fakirlere ve hastalara çok yardim ederdi. Tarih kitaplarini okumaktan zevk alirdi. Çok kuvvetli bir hafizaya sahipti.Babasi onun tahsiline cok ehemmiyet verdi.Daha ziyade sark ilimleri ile mesgul oldu.Sultan Devrinde idareye hiç tesiri olmuyordu.Daha ziyade devlet pasalarin ellerindeydi. Mesrutiyet ilân edilmis ve Meclis-i Mebusan karari müessir olarak bulunuyordu.Bu devirde 1910 senesinde Arnavutluk isyani bastirildi. 1912’de Balkan Harbi basladi.1914’de Almanlarin safinda, Birinci Dünya Savasina girildi. 1915’de Müttefikler hemen bütün taarruzlari durdurdu. Ingilizler ve Fransizlar Çanakkale’de 130.000 ölü verdiler.1916’da Çanakkale’yi geçemiyeceklerini anlayan Ingiliz ve Fransiz kuvvetleri çekildiler.1917’de yapdan antlasma ile Rusya, Kars,Batum ve Ardahan’dan çekildi. 1918 senesinin Temmuz ayinda Besinci Mehmed Resad vefat etti. Vefatinda 73 yasini geçiyordu. Eyüp Sultan’daki türbesine gömüldü. (Allah rahmet eylesin)

Erkek çocuklan : Mehmed Necmeddin,Mehmed Ziyaeddin, Ömer Hilmi.

Kiz çocugu olmamistir.

Kaynak: Osmanli tarihi

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

II. ABDULHAMID HAN

II. ABDULHAMID HAN

Osmanli pâdisâhlarinin otuzdördüncüsü, Islâm halîfelerinin doksandokuzuncusudur. Sultan Abdülmecîd’in ikinci oglu olup 1842’de dünyâya gelmistir.

Genç yasta dînî ve fennî ilimleri mükemmel bir sekilde ikmâl etti. Sâzeliyye tarîkati seyhi Mehmed Zâfir Efendi ve Kâdiriyye tarîkati seyhi Ebu’l-hüdâ Efendi’den feyz alarak zâhirdeki dirâyetini, mânevî bir kemâl ile de tâçlandirmistir.

Daha genç yasta zekâsi ve siyâsî kâbiliyetleriyle temâyüz etmis bulundugundan amcasi Sultân Abdülazîz Han, Misir ve Avrupa seyâhatlerinde O’nu da yaninda götürmüstü.

Çok nâzik idi. Herkesin gönlünü almasini bilirdi. Fevkalâde bir zekâ ve hâfizaya sâhibdi. Bir defa gördügü veya sesini isittigi kisiyi aslâ unutmadigina dâir kaynaklarda sayisiz misâller vardir. Alman birligini kurmus olan Prens Bismark rivâyete nazaran:

“Dünyâda yüz gram akil varsa, bunun doksan grami Abdülhamîd Han’da, bes grami bende, kalan bes grami da diger dünyâ siyâsîlerindedir…” demistir.

O’nun en büyük talihsizligi, devleti çok kötü sartlar altinda eline almis olmasidir. Buna ragmen hiç yilmadan, bikmadan müthis bir zekâ, sabir ve büyük bir mahâretle devleti, otuzüç sene ciddî bir kayba ugratmadan idâre etmistir.

Sultân Abdülazîz merhûm gibi büyük masraflari ve dis borçlanmayi mûcib olan harpçi bir siyâset takibi yerine, gelisen sanayî hareketleri dolayisiyla batida temâyüz etmis bulunan iki devleti karsi karsiya getirmek ve onlarin menfaat çatismalarini tahrîk ederek ülkeyi -âdetâ- bir sirat köprüsü üzerinde yürütmek, O’nun siyâsetinin temel esasi olmustur.

Bu sulhçu siyâsetin neticesinde yeni askerî yatirimlarin masrafindan kat’an nazar dis borçlarin 300 milyon altindan, 30 milyona indirilmesi saglanmistir. Abdülhamîd’in Almanlar’i Ingiliz siyâsî emellerine karsi mâhirâne bir sûrette kullanmasinin çok çesitli ve parlak tezâhürleri vardir. Medîne demiryolu imtiyâzinin Almanlar’a verilmesi ve stratejik bir mevkî olan Akabe’nin onlarin yardimiyla Ingilizler’den kurtarilmasi, bunun târihte en tipik bir misâlidir.

Abdülhamîd Han, 93 Harbi felâketinden aldigi dersle gayr-i mütecânis ve devleti parçalamaya sürükleyebilecek cereyanlarin müsâhede edildigi Meclis-i Mebûsân’i böyle bir felâkete mânî olabilmek için 1878’de süresiz olarak kapatmistir.

Mithat Pasa ve avanesinin sebep oldugu 93 Harbi felâketinin neticesinde Rumeli’de kaybedilen topraklardan pek çok müslüman ahâli, muhâcir olarak Istanbul’a gelmis bulunuyordu. Bunlarin magdûriyetlerini istismâr ederek toplayabildigi bir kisim issiz-güçsüz takimiyla Çiragan Sarayi’na yürüyen Ali Suâvî, Sultân Abdülhamîd’i devirerek, bu sarayda mahbus bulunan V. Murad’i tekrar tahta geçirmeye tesebbüs etti. Sultan V. Murad, mason Mithat Pasa ve avanesi tarafindan tâ sehzadeliginden beri hususî bir sûrette yetistirilmisti. O da, akil hocasi Mithat Pasa gibi otuzüç dereceden bir masondu. Fakat hiç süphesiz bu teskîlata onun gerçek hüviyetini bilmeden girmisti. Bununla beraber serîrler, kendisi pâdisâh olsa menfûr emellerine daha kolay ulasacaklarini düsünüyorlardi. Ali Suâvî ise, Sulltan Abdülhamîd Han tarafindan Galatasaray Lisesi müdürlügünden bozuk siyâsî düsünceleri sebebiyle azledilmis bulunmanin igbirâri (gücenikliligi) ile haraket ediyordu. Gerçekten de Ali Suâvî, yavas yavas yahûdî siyâsî emellerinin hâkim olmasiyla Osmanli aleyhtarligina meyleden Ingiliz siyâsetinin kör bir âleti durumundaydi.

Besiktas muhâfizi yedi-sekiz Hasan Pasa’nin kafasina indirdigi bir sopa ile Ali Suâvî’nin can vermesi bu ihtilâl tesebbüsünün akîm kalmasini saglamistir. Ancak Sultân Abdülhamîd, bu ve benzerî vak’alar dolayisiyle mâruz bulundugu büyük tehlikeyi kavramis, devrinin sözde münevverlerinin hamâkat ve ihânetlerine ilâveten rum, ermeni ve yahûdîlerin kaynattiklari fitne kazani sebebiyle muârizlarinin “istibdâd” diye adlandirageldikleri siki bir dâhilî siyâset tâkibine mecbûr kalmistir.

Abdülhamîd Han, bu karisik iç bünyeye ragmen halkin huzûru ve ülkenin selâmetini saglayabilmek için bugünkü modern devletlere bile örnek olabilecek derecede sumüllü bir istihbarat teskilati kurmustur. Bu teskilâtta kendisine karsi bombali bir suikasti gerçeklestirmis bulunan ermeni asilli Jorris’i dahi bir istihbârât elemani olarak kullanmasi, sâyân-i dikkattir. Hattâ Ingilizler’in Madrit büyükelçileri vefât ettiginde, onun açilan çelik kasalarinda Sultân Abdülhamîd’le muhâbere hâlinde bulunduguna dâir vesâikin ortaya çikmasi, Ingilizler’i bu istihbârâtin kuvvet ve sumülü hakkinda dehsete sevketmistir. Kendisi tahttan indirildikten sonra azili muhâlifleri tarafindan Çiragan Sarayi’nin yakilmis bulunmasi da, O’nun bu müthis istihbârât teskilâti ile alâkalidir. Zîrâ bu sarayin bodrum katlari, lebâleb Sultân Abdülhamîd’e verilmis jurnallerle doluydu ve hiç süphesiz ki saray, onlari yok etmek için yakilmisti. Çünkü bu jurnaller, Ittihat ve Terakkî’nin ileri gelenlerini birbirine düsürecek mâhiyetteydi. Sathî bir nazarla bakildiginda, bunlarin birbirleri aleyhine Sultân Abdülhamîd Han’a jurnallik ettikleri ortaya çikmaktadir.

Bu jurnal keyfiyeti dolayisiyle de Sultân Abdülhamîd, muârizlari tarafindan haksiz ve çirkin bir sûrette itham edilegelmistir. Gûyâ ulu orta verilmis saçma-sapan jurnallere istinâden birçok insani sürgüne gönderdigi pek çok yazilip söylenmistir. Bu hususdaki gerçegin lâyikiyle kavranabilmesi ve merhûmun dirâyet, liyâkat ve hassasiyyetinin anlasilabilmesi için bir tek misâl zikredelim:

Birgün yüksek seviyede bir me’mûrun Çiragan Sarayi önünden geçerken gûyâ:

“–Âh Sultân Murâd Efendimiz!.. Sen basimizda olsaydin, böyle mi olurdu?!.”

meâlinde bir söz söylemis oldugu yolunda bir jurnal alinmis ve bundan dolayi da o me’mûrun Fizan’a sürgün edilmesi hususunda irâde-i seniyye sâdir olmustu. Buna îtiraz eden Sadrazam Saîd Pasa:

“–Efendimiz, bu ne hâldir, anlayamiyorum?!. Bu me’mûrun takriben alti ay önce ihtilâs (rüsvet) cürmü sâbit oldugu halde onu afvetmistiniz.. Simdi ise, enti-püften bir jurnale istinâden onu sürgüne gönderiyorsunuz?!.” demesi üzerine, o koca Sultân Sadrazam’a su cevâbi vermistir:

“–Hayir Pasa Hazretleri, ben onu bu jurnalden dolayi sürgüne göndermiyorum! Asil sebep, o zikrettiginiz ihtilâs cürmüdür. Esâsen bu jurnali de kasden kendim verdirttim. Lâkin onu, alti ay evvel böyle bir tertibe bas vurmadan cezâlandirsaydim, yalniz kendisini degil, çoluk-çocuk ve akrabâlarini da cezâlandirmis olurdum. Onlar da es ve dostlarina karsi mahcûb olurlardi. Simdi ise, bu adami gûyâ benim istibdâdima karsi çikmis bir insan sifatiyla kahraman telâkkî edecekler. Böyle olmasini tercih ettim!..”

Bu öyle bir hâdisedir ki, O’nun devri için sürüp gelen hakli-haksiz tenkîdlerin degerlendirilmesinde bize büyük bir isik tutar.

Sultân Abdülhamîd’in kalbî rikkatini kavramaya yarayacak bir hâdise de sudur:

Sultan Abdülazîz’in sehîd edilmesinden bes sene geçmesine ragmen halk, bu menfûr hâdiseyi unutmamisti. Kâtillerin yakalanip cezâlandirilmasini istiyordu. Bu umûmî arzu üzerine Yildiz’da hususî bir mahkeme kuruldu. Bu mahkemede Mithat Pasa, Hüseyin Avni Pasa ve daha bazilarinin Abdülazîz Han’in kâtili olduklari sâbit oldu. Mahkeme bunlar hakkinda îdam cezâsi verdi. Ayrica Plevne kahramani Gâzî Osman Pasa ve Ahmed Cevdet Pasa gibi sahsiyetlerin dâhil oldugu kirk kisilik mûteber bir hey’ete de bu karar bir kere daha tedkîk ettirildi. Onlar da, müttefikan karâri isâbetli gördüklerini beyân ettiler. Buna ragmen Sultân Abdülhamîd Han, îdâm cezâlarini sürgüne tahvîl etti. Fazladan olarak da suçunu îtiraf etmis bulunan Mithat Pasa’nin cebine sürgüne giderken 800 altin harçlik koydu. Insan, hâdiselerin içyüzüne vâkif olunca, bu büyük merhametli pâdisâha karsi dil uzatanlari aslâ afvedip hos göremez!..

Sultân Abdülhamîd Han’in Dünyâ çapinda ithâmina vesîle olan sebeplerden biri de, devrinde basgösteren ermeni mes’lesidir. Ermeniler, ülkemizde yasayan gayr-i müslim teb’a arasinda bizim örf ve âdetlerimizi benimsemek yönünden müstesnâ bir durumda idiler. Asirlarca “teb’a-i sâdika” olarak yâdedilmislerdi. Fakat günün birinde kendilerini kullanarak siyâsî emellerine ulasmak isteyen Ruslar’in propagandalarina muhâtab olarak sadâkatten ayrildilar. Ilk önce Rus tahrikiyla baslayan ermeni kipirdanislari, sonradan bütün hiristiyan bati devletlerinin alâkasini celbetmis ve onlar da bu ihtilâfa dâhil olmuslardir.

Bu maksadla ermenileri silâhlandiran Ruslar’in faâliyetini ve bunun nihâî gâyesini görmekte gecikmeyen dâhî Sultân Abdülhamîd Han, ermenileri toplu olduklari bölgelerden saga sola cebrî bir sûrette göç ettirmek gibi bir tedbire bas vurmustur. Fakat bu kadar mâsumâne bir hareket, yahûdî destegi ile de beslenerek onun aleyhinde beynelmilel bir propaganda tezgahlanmasini intâc etmistir. Neticede kendisine Viyana’da îmâl edilerek gönderilmis bir kupa arabasina îmâlât esnasinda uzun bir zamana ayarlanmis saatli bir bomba yerlestirilmis ve bu bomba, kendisinin seyhulislâm ile Cum’a namazi hitâminda mûtâd hârici üç-bes dakika ayaküstü konusmasi sebebiyle o daha arabaya binmeden Yildiz Câmî-i Serîfi önünde infilâk etmis, asker, sivil bir çok insan ölmüs ve yaralanmistir. Herkesin telâsa kapildigi o hengâmede Sultân Abdülhamîd Han, sükûnetini muhâfaza ederek:

“Korkmayin, korkmayin!..”

diye bagirmis ve arabanin seyis mahalline oturarak ecnebî sefirlerin alkislari arasinda atlari kirbaçlayip sarayina avdet etmistir.

Devrinin sözde münevverlerinin gafletine bakiniz ki, Belçikali ermeni Jorris’in tertibi eseri olan bu suikati alkislayanlar görülmüstür. Hattâ zamanin gözde sâiri Tevfik Fikret, bu hâdiseyi anlatan ‘bir anlik gecikme’ anlamindaki “Bir Lahza-i Teaahur” isimli siirinde suikastçiyi ‘sanli avci’ diyerek tebcil etmekte ve suikasdin muvaffakiyetsizlikle neticelenmesinden dogan teessürlerini terennüm etmekteydi. Buna ragmen Sultân Abdülhamîd’in kendisine karsi en küçük bir mukâbelesini tarihler kaydetmemektedir.

Sultân Abdülhamîd devrinin gâilelerinden biri de o siralarda filizlenmeye baslayan yahûdî mes’lesidir. 1982 yilinda Isviçre’nin Bazel sehrinde ‘ilk siyonist kongresini’ toplamis olan Teodor Hertzel, daha önce yazdigi “Yahûdî Devleti” isimli kitâbiyla dünyâ yahûdîlerinin Filistin’de yeniden toplanmalari gerektigi yolunda tesebbüse geçmis ve bu gâye için o gün dünyânin en büyük zengini olan yahûdî Roçilt âilesinin destegini saglamisti. Onun namina iki kere Türkiye’ye gelen ve yahûdîlerin Filistin’e avdet edip orada ikâmet eylemeleri mukâbilinde Osmanli Devleti’nin dis borçlarini ödemek teklifini Roçilt namina Sultân Abdülhamîd’e arzetmis olan Hertzel’in, O’nun çelik gibi sert irâdesine çarparak redde mahkûm olmasi sebebiyle, yahûdîler tarafindan bütün dünyâda o büyük hükümdar için bir karalama kampanyasi baslatilmistir.

Bu kampanya sebebiyledir ki, otuzüç senelik saltanati boyunca hiç kimsenin burnunu kanatmamis, ancak ana ve babasini öldürmüs olan bir cânî disinda normal mahkemelerce verilen îdâm cezâlarini bile tenfiz ettirmemis, kendisine suikast yapan bir haremagasini ve hattâ ermeni Jorris’i dahî afvetmis bulunan Sultân Abdülhamîd Han için haksiz ve mesnedsiz bir sûrette ‘kizil sultan’ lakabi, meshur ve harciâlem bir hâle getirilmistir. Hayfâ ki, yahûdîlerin îcâd edip ermenilere armagan ettikleri bu iftirâ, böyle ecnebî kimselerden ziyâde vatanin o gün bugündür bir çok talihsiz Türk asilli nesilleri arasinda da revaç bulmustur.

Filistin’e göç edip yerlesmek gibi ilk nazarda mâsumâne görünen arzularinin Sultân Abdülhamîd tarafindan mutlak bir sûrette redde mahkûm oldugunu gören yahûdîler, o mübârek sahsiyeti bertaraf etmedikçe emellerine ulasamayacaklarini anlamakta gecikmediler. Bundan dolayidir ki, önce Istanbul’da ve sonra da yahûdî muhiti Selânik’te temerküz eden Ittihat ve Terakkî cemiyetini kurdurarak vatanin bir kisim bedbaht evlâdlarini bir propaganda sisinde bogdular.

Tehlikeyi gören Sultân Abdülhamîd, yahûdîlerin Filistin’de toprak satin almalarini yasakladigi gibi, onlarin bu emellerine muvâzaa yoluyla ulasmalarini engellemek için de, her arâzîsini satmak isteyenin yerini sahsî parasiyla satin alarak “emlâk-i sâhâne” hâline getirmistir. Filistin Çiflikât-i Sâhânesi böylece vücûda gelmistir. Sultan Abdülhamîd bunlara ilâveten oradaki müslüman nüfûsu da artirma yoluna gitmistir.

O sirada Rus tahrikiyle tesekkül etmis çeteler, Balkanlar’i cadi kazani hâline getirmis bulunuyordu. Bunlarla mücâdele eden birliklerin birtakim subaylari, Ittihat ve Terakkî ve onun arkasindaki yahûdîlerce igfâl edilmislerdi. Bunlar isyân ederek Abdülhamîd Han’i II. Mesrûtiyet’in ilânina zorladilar.

Abdülhamîd Han, yeni bir kânûn-i esâsî hazirlatip tatbik etmeyi düsünüyordu. Fakat gayet buhranli ve ihtilâl hazirliklarinin yapildigi karisik bir ahvâl içinde buna firsat bulamamisti. Mecbûren eski kânûn-i esâsîyi yürürlüge koydu.

Meclis-i Meb’ûsân 17 Aralik 1908’de toplandi. En azili Osmanli düsmanlari dahi meb’ûs seçilerek meclise girmisti. Hatta ne hazîndir ki, mecliste azinliklarin te’sîri müslüman meb’ûslardan daha çoktu.

Ittihat ve Terakkî iktidari, kisa zamanda halkin umûmî sûrette nefretini kazandi. Karsilastigi tenkîdleri siddetle bastiriyor ve muhâliflerini gazeteci veya fikir adami demeden suikastlerle yok ediyorlardi. Bu durum, zuhûr eden nefreti had safhaya çikarinca, kendi iktidarlarini korumak için sâdik adamlari sandiklari avci taburlarini Rumeli’den getirip Taskisla’ya yerlestirdiler. Ancak bunlarin baslarindaki subaylar, kisa zamanda Beyoglu âlemleriyle siyâset girdabina sürüklenip askerleriyle alâkalarini kestiler. Serbest kalan avci taburlari efrâdi, halkla temas edince, Ittihat ve Terakkî’nin irtikâb ettigi mel’ûnâne zulüm ve hiyâyetlerini ögrenerek kendilerini korumaya me’mur olduklari bu kadroya karsi ayaklandilar. Istanbul’da birkaç gün terör hâkim oldu. Bazi Ittihat ve Terakkî milletvekilleri sokak ortasinda katledildi. Iste 31 Mart Vak’asi denilen hâdise budur. Bu ayaklanma sebebiyle iktidarlarini tehlikede gören Ittihat ve Terakkî, Rumeli’den “Hareket Ordusu” denilen çogu rum, ermeni ve yahûdî çapulcusu onbes bin kisilik bir kuvveti Istanbul üzerine sevk ettiler.

Sultân Abdülhamîd, bu gürûha karsi -maalesef- asiri merhameti sebebiyle hareketsiz kaldi. Halbuki sarayinin etrafinda iyi tâlim ve terbiye görmüs otuz bin asker vardi. Neticede tâc ve tahti için su hengâmede bile kan dökmeye râzi olmayan Sultân Abdülhamîd, Hareket Ordusu’na arkalanan Ittihat ve Terakkî hükûmetince hal’ olunarak tahttan indirildi. Usûlen tanzîm edilen fetvâ da, tamamen haksiz ve mesnedsizdi. Kendisine bulunabilen kusur, “kütüb-i mu’tebere-i dîniyyeyi cem’ u ihrâk”, yâni mûteber dînî kitaplari toplatip yaktirmakti.

Bu bühtanin asli sudur: O zaman Kur’ân-i Kerîm’in sahislarca basim ve yayini yasakti. Kur’ân-i Kerîm’i devlet bastirir ve parasiz dagitirdi. Sahislarin Kur’ân-i Kerîm tab’inda gereken ihtimâmi gösteremeyecekleri düsüncesiyle konulmus bulunan bu yasaga ragmen Kur’ân-i Kerîm tab’ olursa, bunlar müsâdere edilip ihrâk olunur (yakilir), külleri de îtinâ ile çignenmeyecek bir topraga gömülürdü.

Diger taraftan, hal’ fetvâsi âid oldugu makamdan sâdir olmamistir. Bu maksadla parlementoya celbedilen ve kendisine baski tatbik edilen fetvâ emîni Haci Nûrî Efendi, Pâdisâh’in hal’i için kâfî bir ser’î sebep mevcûd olmadigini beyândan sonra:

“Hal’ mes’ûmdur (ugursuzdur)! Sultân Abdülazîz hal’ edildi. Arkasindan koca Rumeli elden gitti. Rumeli’den milyonlarca muhâcir Istanbul’a geldi. Medrese ve câmîler, lebâleb bunlarla doldu. Ben o zaman medrese talebesiydim. Yetîm çocuklari sirtimda tasimaktan omuzlarim çürümüstü. Mâdem ki ille de Pâdisâh’in hal’ini arzu ediyorsunuz, kendisine arzediniz; O, kendi kendisini azletsin!..” dedi.

Bu münâkasaya sâhid olan Talat Pasa, ipin ucunun elinden kaçacagini anlayinca, ulemâdan olan milletvekillerine istenilen fetvâyi vermeleri için baski yapti. Bu baski neticesinde tefsir sâhibi Elmalili Hamdi Efendi’nin takrîri (söyleyip yazdirmasi) ile Sultân Abdülhamîd Han hakkindaki mâhut hal’ fetvâsi ortaya çikti.

Hazindir ki, bu keyfiyeti Sultân Abdülhamîd’e teblig için parlementoca seçilmis bulunan dört kisilik hey’ete israrla Selânik meb’ûsu yahûdî Emanuel Karassou Efendi kendisini de dâhil ettirmisti. O koca Sultân, bu hey’ette su yahûdî çifiti da görünce, digerlerine dönüp:

“–Sizler müslümansiniz! Beni halîfe olarak görüp görmemeyi arzu etmek hakkinizdir. Lâkin bu yahûdînin aranizda isi ne?!.” demekten kendini alamadi.

Onlar da, bu söz üzerine baslarini önlerine egdiler. O zaman Sultân, bütün bu olanlarin mukadderât îcâbi oldugunu düsünerek:

“Bu, azîz ve alîm olan Allâh’in takdîridir…” meâlindeki âyet-i kerîmeyi okudu.

Azledildikten Sonra…
Hal’ edilmesinin hemen ardindan Sultân, kasden bir yahûdî muhiti olan Selanik’e gönderilip orada zengin bir yahûdî âile olan Alâtîn-i Biraderler’in kösküne hapsedildi. Burada siradan bir adama bile revâ görülmeyecek zulüm ve baskilar altinda tutuldu. Çoluk-çocuk bütün âile efrâdi günlerce aç birakildi. “Emlâk-i sâhâne”si millîlestirildigi (!) gibi, menkul serveti de tamamen elinden alindi. Hareket Ordusu, Istanbul’a geldiginde Pâdisâh’in tahttan indirilmesini mutaakiben Yildiz Sarayi’ni tamamen yagmalayarak zenginlesmis bulunan subaylar, bir de bu sürgün hâdisesinden sonraki yagma ile “orduya hediye” (!) adi altinda âdetâ büyük bir servete kondular. O derecede ki, takriben on yil sonra Sultân Vahidüddîn merhûmun tâlimati ile yapilan tahkîkatta ortaya çikan tablo yüz kizarticidir. Yagmagir ve hirsizlarin listesi, Hareket Ordusu Mahmud Sevket Pasa’dan baslayarak en küçük zâbite kadar kocaman bir liste teskil etmis, fakat o buhranli zamanda bu hiyânetin hesâbini sormak -maalesef- mümkün olmamistir.

Sultân Abdülhamîd Han’i bertaraf eden Ittihat ve Terakkî erkâni ülkeyi câhilâne bir sûrette idâre etmeye basladi. Yumusak huylu pâdisâh Sultân Resâd, kendilerinin elinde âciz bir kukladan farksizdi.

Ittihat ve Terakkî hükûmetinin gaflet ve cehâletleri, birçok aci felâketlere sebeb oldu. Trablusgarb’daki mahallî mukâvemet devâm ederken Balkan Harbi çikti. Ordunun hiçbir ciddî hazirligi ve istihbarati yoktu. Düsmanin sür’atle ilermesi karsisinda Selânik’i tehlikede gören Ittihat ve Terakkî hükûmeti, Sultân Abdülhamîd’i oradan Istanbul’a nakletmek tesebbüsünde bulundu. Sultân Abdülhamîd, ne sebeple Istanbul’a nakledilmek istendigini sorunca, kendisine karsi karsiya bulunduklari askerî tehlike nakledilerek, düsmanin Selânik’e yaklasmakta oldugu bildirildi. Pâdisâh’in dis dünyâ ile yillardan beri bütün alâkasi kesilmis bulundugundan olup bitenlerden haberi yoktu. Durumu ögrenince dehsete kapildi ve:

“–Gâlibâ siz kiliseler mes’elesini hallettiniz!..” diye hicranla haykirdi.

Ardindan bunu kendisine haber veren Râsim Bey’e büyük bir öfke ile:

“Râsim Bey! Râsim Bey!.. Selânik demek, Istanbul’un anahtari demektir! Ordumuz nerede, askerimiz nerede?.. Ecdâd kanlariyla sulanan bu topraklari nasil terkederiz? Biz buralari birakip gidersek, târih ve ecdâd bizim yüzümüze tükürmez mi?.. Birâderim Hazretleri, buranin tahliyesine râzi mi oldular? Nasil olur? Hayir, ben râzi degilim!… Yetmis yasimda olduguma bakmayin! Bana bir tüfek verin, asker evlâdlarimla beraber Selânik’i son nefesime kadar müdâfaa edecegim…” dedi.

Fakat kendisine Sultân Resâd’in selâmi ve ricâsi iletilince, bir Osmanli hânedâni mensûbu olmanin mes’ûliyeti ile Pâdisâh’in irâdesine boyun egmek zorunda kalarak Istanbul’a nakledilmeyi kabul ederken, büyük bir teessür içindeydi.

Dogruydu. Balkan kavimlerinin aralarinda bir ittifak kurulmasinin asil sebebi, kiliseler mes’elesinin halledilmis olmasiydi.

Oysa Abdülhamîd Han, Istanbul’da Balat’taki Rum ortodoks patrikliginin karsisina bunlarin Rum patrikligine muâdil ve onunla ayni hukûka sahib “erksahlik” adiyla Bulgar kilise riyâsetini te’sis etmisti. Patrikhâne demek olan bu müessesenin binasini da, bir gecede monte ettirmisti.

Bu surette Bulgar kilisesi, Sultân Abdülhamîd’in bu siyâsî manevrasi ile teessüs etmis oldu. Bu bir ihtiyaç oldugu ortaya çikinca, Bulgar ve Rumlar’in müstereken oturduklari yerlerde kavga basladi.

Gâfil Ittihatçilar, is basina gelince, “kiliseler kanunu” denilen bir kanun çikardilar. Rum ve Bulgarlar’in müstereken yasadiklari yerlerdeki kiliseleri onlar arasinda taksimi için nüfûs ekseriyetini esas aldilar. Sayim yaptilar. Hangi taraf ekseriyette ise kiliseyi hükûmet kuvvetlerini kullanarak o tarafa teslim edip kilisesiz kalan tarafa da iki sene içinde devlet parasiyla yeni bir kilise yaptirarak aralarindaki ihtilâfi bertaraf ettiler.

Bu surette kiliseler kavgasi hitâma erince, Bulgarlar ve Yunanlar, birkaç yil içinde dost olduklari gibi, ezelî düsmanimiz Sirplilar’i da yanlarina alarak Balkan Harbi’ni baslattilar.

Ittihat ve Terakkî hükûmetlerinin cehâlet ve hiyânetleri saymakla bitmez… Sultân Abdülhamîd Han’in artik yahûdî güdümüne girmis bulunan Ingiliz siyâsetine karsi Almanlar’i tahrîk etmesinin mâhiyyetini anlayamayan Ittihatçilar, Balkan Harbi’ni mütaakiben ortaya çikan I. Cihan Harbi’ne de Almanlar’in yaninda girmek ahmakligini gösterdiler. Hem de bir yahûdî emr-i vâkîsi ile…

Ittihatçilar, düsman tazyîkindan kaçiyormus gibi yaparak Çanakkale Bogazi’ndan içeriye giren Goben ve Breslaw isimli iki Alman zirhlisini gûyâ onlari satin aliyorlarmis gibi göstererek müttefiklerin protestolarindan kurtulmak istediler. Bu gemilerin filo kumandani Amiral Suson yahûdî asilli idi. Hususî bir tâlimatla hareket ediyordu. Gemi efrâdinin Istanbul’da sikildigini söyleyerek Karadeniz’e açilmak müsaadesi istedi. Artik Osmanli bayragi çekmis olan bu gemilere bir Türk kumandan tâyin edilmemisti. Amiral Suson, Karadeniz’de bir Rus nakliye gemisine taarruz ederek Osmanli Devleti’ni bu emr-i vâkî ile harbe soktugu zaman, bundan, Enver Pasa disinda hükûmet erkânindan hiç kimsenin haberi yoktu.

Henüz Balkan Harbi fâciasinin yaralari sarilmamisken sirf Almanlar’in yükünü hafifletmek maksadiyla Osmanli Devleti’nin hazirliksiz bir surette harbe dâhil olmasi, yikilisin en korkunç âmili olmustur.

Harbin sonu belli olmaya basladigi hengâmede, Sultân Abdülhamîd’i devirmekle hatâ ettiklerini nihâyet anlayabilen Ittihat ve Terakkî reisleri Enver ve Talat Pasalar, artik Beylerbeyi Sarayi’nda ikâmet etmekte bulunan mahlû (tahttan indirilmis) Pâdisâh’i ziyâret edip fikrini sordular. O koca Sultân, bir atlas getirterek onlara, Ingiliz sömürgelerini göstertti. Nüfûslarini yekûn ettirdi. Sonra Almanlar’in sömürgelerini sordu. Tâbi Almanlar’in sömürgesi olmadigi ortaya çikti. Sultân keder dolu bir hüzünle:

“–Su hesâbi da mi yapamadiniz?!. Hiç Ingiltere’ye karsi Almanlar’in yaninda harbe girilir miydi? Ben Almanlar’i Ingiliz emellerini dengelemek için kullandim. Bundan öteye birsey düsünmedim. Simdi fikrimi soruyorsunuz!.. Bu evvelce gerekliydi; artik çok geç!..” dedi.

Ikisi de nemli gözlerle sarayi terkederlerken:

“–Bizler böyle bir sultanin kiymetini takdîr edemedik! Ne büyük bir hatâya düstük!..” diyorlardi.

a
Çanakkale Harbi esnasinda düsman donanmasinin Marmara Denizi’ni geçebilecegi endisesi ile tedbir olarak pâdisâh ve hükûmetin Eskisehir’e nakli kararlastirilmisti. Abdülhamîd Han, durumdan haberdar olunca bunu büyük bir cesâret ve secâatle redderek:

“–Ben Fâtih Sultan Mehmed Han’in torunuyum!.. Hiçbir zaman Bizans imparatoru Kostantin’den asagi kalamam! Dedem Fâtih Istanbul’u alirken, Kostantin askerinin basinda savasa savasa ölmüstür. Birâderim nereye giderlerse gitsinler.. Fakat bilinmelidir ki, o ve hükûmet, Istanbul’dan ayrilirlarsa bir daha dönemezler. Bana gelince; ben, Beylerbeyi Sarayi’ndan ayagimi disariya atmam!” dedi.

Nitekim O’nun bu kararliligi karsisinda pâdisâh ve hükûmet Istanbul’da kaldi. Böylece devletin daha o gün yikilmasi önlenmis oldu.

Son derece yogun, yorgun ve çileli bir ömürden sonra Abdülhamîd Han, yetmis yedi yasinda 10 Subat 1918’de rahmet-i Rahmân’a kavustu. Mekâni cennet olsun!.. Rahmetullâhi Aleyh..

a
Ulu Hâkan, 1918’de vefât ettigi zaman bütün magdur ve mazlûm millet yas baglamis, bütün Istanbul halki görülmemis mahserî bir kalabalikla O’nu dîvân yolundaki türbesine defnederek Âhiret’e yolcu ederlerken bazilari:

“Bizi birakip nereye gidiyorsun Ulu Hakan?” diyerek agit yakmislardir.

Kendisine karsi en çirkin ve siddetli muhâlefeti göstermis bulunanlar bile, zamanla ve arkasindan sökün etmis olan fâcialarin îkâziyla uyanarak nedâmet hislerini terennüm etmislerdir. Bunlardan biri olan filozof Rizâ Tevfîk’in de kulaktan kulaga yayilip meshur olmus bulunan Abdülhamîd-i Sânî’nin Rûhâniyetinden Istimdâd isimli si’rini dikkatlerinize sunalim:

Nerdesin sevketli Abdülhamîd Han?

Feryâdim varir mi bârigâhina?..

Târihler adini andigi zaman;

Sana hak verecek ey koca Sultan!

Bizdik utanmadan iftirâ atan;

Asrin en siyâsî Pâdisâhina!..

Pâdisâh hem zâlim hem deli dedik;

Ihtilâle kiyâm etmeli dedik;

Seytan ne dediyse biz “belî” dedik;

Çalistik fitnenin intibâhina…

Dîvâne sen degil, meger bizmisiz;

Bir çürük iplige hülyâ dizmisiz;

Sâde deli degil, edebsizmisiz;

Tükürdük atalar kiblegâhina!..

Nâdimlerden biri olan Süleyman Nazif de nedâmet hislerini söyle ifâde eder:

Kaç zamandir gelmemisken yâda biz;

Iste geldik Sen’den istimdâda biz;

Hasret olduk eski istibdâda biz!..

a
Filistin’in ilk mazlûmu Abdülhamîd Han’dir. Çünkü hal’i O’nun Filistin mes’elesinde yahûdî Teodor Hertzel’e mukâvemeti sebebiyle gerçeklesmistir.

Vefâti ile bütün Islâm âlemi âdetâ yetim kalmistir. Çünkü gerçek mânâsiyla hilâfeti ayakta tutan O idi. Kendisinden sonra -askerî gâileler sebebiyle- bir daha bu dirâyeti göstermek mümkün olmamistir. Gerçekten Sultân Abdülhamîd, 1900 yilinda Çin’de milliyetçi bir grup tarafindan Alman büyükelçisi Kettler katledilip büyük bir bati aleyhtari hareket baslayinca, “Boxer Isyâni” denilen bu hâdise dolayisi ile Wilhem’in kendisinden yardim istemesini bahane ederek oraya bir “nasîhat hey’eti” göndermis ve Pekin’de uzun müddet faâliyet gösterecek olan “Hamidiyye Üniversitesi” adiyla bir dînî tedris müessesesi kurmustur.

Yine Japonya’ya, tarihimizde “Ertugrul Fâciasi” diye bilinen bir ilmî hey’et gönderip Islâm’i oralara kadar yaymak ve hilâfet nüfûzunu âlem-sumül bir duruma getirmek yolunda yürüyen Sultân Abdülhamîd’in su Islâmci siyâsetinin sumül ve kuvvetini anlayabilmek için, Medîne-i Münevvere’ye kadar dösetmis oldugu demiryolu hattinin, devlet kesesinden bir kurus çikmadan sirf dünyâ müslümanlarinin yardimlariyla gerçeklesmis bulundugunu hatirlamak kâfîdir.

Sultân Abdülhamîd, o ileri görüslü insandi ki, Amerika’da horlanan zencilerin maruz kaldiklari zulümlerden istifâde ile onlari Islâm’a çekmek maksadiyla oraya propagandacilar gönderdigi ve bugünkü zenci-müslüman varliginin tesekkülüne âmil oldugu da bir gerçektir.

Oturdugu yerden dünyâyi fotograflarla tâkib eden ve bundan dolayi bugün kendisinden üç binden ziyâde albüm kalmis bulunan Sultân Abdülhamîd, zamaninda dünyâdaki bütün gelismeleri harfiyyen tâkib etmekteydi. Meselâ 1904 Rus-Japon harbinde dünyâda hiçbir Allâh kulu Japonlar’in gâlip gelecegine ihtimal vermezken O, uzak sarka gitmek üzere bogazdan geçen Rus gemilerinin, Sadrazam’ina geri dönmeyeceklerini söylemistir. Hattâ bu harbi meshur Pertev Pasa vâsitasiyla günü gününe tâkib ederek Ruslar’in Japonlar’a maglûb olmasinin kendi devleti hesâbina kazançli neticelerini devsirmekten geri kalmamistir.

Son söz olarak su husûsu belirtmeliyiz ki, Sultân Abdülhamîd, O’nun mübârek sahsiyeti, siyâsetinin incelikleri ve zamaninin dâhilî ve hâricî gâileleri böyle makale hacimli yazilara sigmaz… O umûm milletin müstehak oldugu musîbetleri bertaraf için bir beser tâkatinden umulmayacak derecede gayret gösterdigi hâlde, netice serîrlerin galebesi sûretinde tahakkuk etmisse, bunu kader perspektifinden bakmadikça anlamak mümkün degildir. Böyle bir dirâyet içinse, kendisinin su sözünü okuyucularimiza yardimci olabilecegi düsüncesiyle zikrederek yazimiza nihâyet verelim:

O, Hareket Ordusu’na karsi hareketsiz kaldigi yolundaki tenkidlere cevâben buyurmustur ki:

“–O gürûhun önünde Hizir -aleyhisselâm-‘i görmesem, böyle yapmazdim!..”

Abdülhamîd Han’in dindarligi, hizmetleri, merhameti, zekâsi ve kâbiliyeti destanliktir. O’nun ihlâsini su hâtira ne güzel ifâde eder:

Sultan Abdülhamîd Han, âcil bir is zuhûr edince, gecenin hangi vakti olursa olsun uyandirilmasini ister, ertesi güne birakilmasina rizâ göstermezdi. Bu hususda mâbeyn baskâtibi Es’ad Bey, hâtirâtinda söyle demektedir:

“Bir gece yarisi, çok mühim bir haberin imzâsi için Sultân’in kapisini çaldim. Fakat açilmadi. Bir müddet bekledikten sonra tekrar çaldim, yine açilmadi. diye endiselendim. Biraz sonra tekrar çaldim; bu sefer kapi açilarak Sultân, elinde bir havlu ile kapida göründü. Yüzünü kuruluyordu. Tebessüm etti:

“Evlâd! Bu vakitte çok mühim bir is için geldiginizi anladim. Kapiyi daha ilk vurusunuzda uyanmistim, ancak abdest aldigim için geciktim; kusura bakma!. Ben bu kadar zamandir milletimin hiçbir evrakina abdestsiz imzâ atmadim… Getir imzâliyayim!..” dedi.

Ve “besmele” çekerek evrâki imzâladi.”

Hattâ zevcesi, Abdülhamîd Han’in bu husûsiyetiyle alâkali olarak, O’nun yataginin basinda dâimâ temiz bir tugla bulundurdugunu ve bununla yataktan kalktiginda çesme mahalline kadar abdestsiz yere basmamak için teyemmüm aldigini, sebebini sordugunda da kendisine:

“Bunca müslümanlarin halîfesi olarak, biz sünnet ölçülerine dikkat etmezsek, ümmet-i Muhammed bundan zarar görür!..” dedigini nakleder.

Mâbeyn kâtiplerinden Abdülhamîd Han baglilarindan olmayan birisi de hâtirâtinda su câlib-i dikkat hâdiseyi anlatir:

“Bir aksamdi. Mâbeynde nöbetçi olarak ben kalmistim. Gelen mektub, telgraf, rapor ve tezkerelerin listesini tertibleyip huzûra çikmak üzre iken bir telgraf geldi. Istanbul Lâleli Postahanesi me’mûrlarindan birinin Hünkâr’a çektigi bir telgrafti bu:

Bîçâre me’mur, karisinin o gece dogum yapacagini ve dogumun da tehlikeli olacagina dâir doktorlarin îkâz ettigini, fakat elinde hiçbir imkân bulunmadigini, bu sebeple merhamet-i sâhâneye sigindigini, bildiriyordu.

Ben de bunu pek kayda deger görmeyerek zât-i sâhâneye verecegim listenin içerisine almadim.

Ancak huzûrda, Pâdisâh âdeti üzere herseyi ayri ayri gözden geçirdikten sonra ilâve etti:

“–Baska birsey var mi?”

“–Kayda deger birsey yok efendim!” dediysem de Sultân’in israrla suâlini tekrarladi ve:

“–Sen kayda deger saymadigini da söyle!” dedi.

Bunun üzerine mâlum telgraftan bahsettim. Arza degmeyecegini düsünerek listeye almadigimi bildirdim. Hüzünlenerek tâlimat verdi:

“–Hemen getiriniz!”

Saskin bir vaziyette telgrafi getirdim. Sultân, orada yazilanlari dikkatle okudu. Ardindan düsündügümün tam aksine derhal saray doktorunu çagirtarak bana döndü:

“Derhal beraberce Lâleli’ye gidiniz ve dogum yapacak olan kadincagiza gerekli müdâheleyi yaptiriniz!” diye ferman buyurdu.

Sultân’in bu emri üzerine saray doktoru ile o memurun evine gittik. Vazîfemizi yerine getirip hastaneden döndügümüzde ise, vakit sabaha yaklasmisti. Saraya girince, kapinin sesinden bizi farkeden Sultân, perdeyi araladi ve eliyle “gelin” diye isâret etti.. Odasinin isiklari yaniyordu. Demek ki, sabaha kadar ibâdet ve duâ ile mesgul olmustu.

Hemen huzûruna girdik. Neticeyi sordu. Oldugu gibi anlattim:

“–Sultânim, dogum bir hayli müskil oldu. Ancak mütehassis doktorlarin gayretleri ile hasta kurtuldu elhamdülillâh.. Bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Adini da Abdülhamîd koydular. Sabaha kadar gözyaslari içinde zât-i âlînizin ömür ve devletlerine duâ ettiler…”

Bizi ayakta dinleyen milletin merhametli babasi olan Hünkâr, bu durum üzerine rahatlayarak derinden bir “elhamdülillâh” dedi. Sonra paravananin arkasina geçerek iki rek’at namaz kildi.

Osmanli Devleti’nin 620 senelik san ve seref dolu târîhini sâir ne güzel hulâsa eder:

Kimdim?
A’sâra sorarsan, beni söyler sana kimdi?

Bir baska denizdim, kürenin rub’u benimdi!..

Mermîler, alevler beni bir kal’a sanirdi,

Efserlerin enkâzi uçar, dalgalanirdi…

Cevvâl atimin kanli, kivilcimli izinde,

Bir umk idi aksim ebediyyet denizinde.

Çarpardi gögün kalbi hilâlin avucunda,

Titrerdi yerin tâlii mermîmin ucunda…

A’sâr elimin çizdigi mecrâdan akardi,

Üç kit’ada magrûr atimin izleri vardi…

Fevkinde uçarken o nesîbin, bu firâzin,

En sanli hükümdâr-i hurûsânina arzin

Tek bir nazarim berk-i inâyetti, keremdi;

Iklîli hediyyemdi, ekaalîmi hibemdi…

……..

Dünyâ bilir iclâlimi, “ben böyle degildim!”

Osman Topbas
Kaynak: Altinloluk dergisi, Kasim/Aralik 1997

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail

Besinci Sultan Murad

Besinci Sultan Murad

Babasi : Sultan Abdülmecid
Annesi : sevk efzâ Kadin Efendi

Dogumu : 21 Eylül 1840

Vefoti . 29 Agustos 1904

Saltanati : 1876’da (93) gün

Besinci Murad da Istanbul’da dogdu. Degerli âlimler tarafindan yetistirildi. Siir ve Nesir üzerinde çalismalar yapti.Tahta çiktiginda 35 yasinda idi. Sultan Abdülaziz’i tahttan indirenler onu padisah yaptilar. Tahta çiktigi zaman akli muvazenesi tamamen bozuldu. Dünyanin en mütehassis doktorlarina teslim edilmesine ragmen iyilesemedi. Zamaninda Osmanli Tarihinin en büyük cinayeti islenmistir. Hüseyin Avni Pasa, Mithat Pasa ve kafadarlari, bir baska ihtilâl olur da Sultan Abdülazizi tekrar tahta çikarirlar korkusu ile Sultani hapsettikleri Feriye Sarayinda hunharca sehid ettiler.Bu hadiseden 11 gün sonra, Binbasi Çerkez Hasan Olayi oldu. Bir kabine toplantisinda Sultan Abdülaziz’in kayinbiraderi olan Binbasi Hasan Bey, Hüseyin Avni’yi, Hariciye Naziri Rasit Pasa’yi ve bir de subayi öldürdü.Böylece Hüseyin Avni’den enistesinin intikamini almis oldu.Devlet bu devrede Rüstü Pasa tarafindan idare edilmekteydi. Bu sirada ise devletin en büyük felâketi olan Osmanli – Rus Harbi basamak üzereydi. Besinci Murad Abdülaziz ile beraber Avrupa seyahatine çikmis ve bilhassa Fransa’yi yakindan tanir hale gelmisti. Mükemmel bir Fransizca biliyordu. Müsikisinasti. Fakat bütün bu meziyetleri tahta çiktiginda bir ise yaramadi. Akli muvazenesi bozuldugu için, devletin ileri gelenleri onu tahttan indirmek mecburiyetinde kaldilar. Hayatinin sonuna kadar Çiragan Sarayinda oturdu. Bir müddet sonra akli tamamen düzeldi. Hayati çiragan Sarayinda geçti. Yine bu sarayda 64 yasinda iken vefat etti. Yeni Camii yanindaki türbeye gömüldü. (Allah rahmet eylesin)

Erkek Cocuklari : Mehmed Selahaddin.

Kiz Cocuklari: Fehime Sultan, Fatma Sultan, Hadice Sultan.

Kaynak: Osmanli tarihi

Facebooktwittergoogle_plusredditpinterestlinkedinmail